25 Kasım 2016 Cuma

yasa

o denize karşıydı bende ona,
hükümetin yaptığı yasaya karşı olmaktan farklıydı biraz,
sevecendi,
içtendi,
çayı demler,
sohbete dalıp ocakta unuturduk,
güzeldi,
ve uzaktı...
dağları denize paralel,
sandalyesi dik uzanırdı,
benim ellerim ise uzanmazdı,
uslanmaz bir yaraydım hücremde,
elleri bana da uzandı,
doğayı,
yeşili,
birde kollarını açmayı severdi,
kuşlara tutuna tutuna gezer,
ağaçlara salıncaklar kurar,
uçsuz bucaksız yollar da,
kaybolmak isterdi,
yüreği sıcacıktı,
kışın bile,
ve bana ait olan her şey,
biraz da onundu,

omuz

dökülüyorum dünyana, mevsim
belki bir gün şehrine gelirim,
zıplaya zıplaya,
yüreğinde ki,
ve eğer gelirsem,
sonbahar isterim,
saçların,
omzuma
dökülsün isterim,

maviş

maviş bir şirin,
başlı başına şiirsin kadın,
yalan dahi olsan,
sana kanmak güzel,
bu kadar acı gerçeğin arasında,

örülü

saçların kıvrım kıvrım
kısa,
düz,
bazen örülü,
mevsimin yüreğine sokulup ısınmış,
ve şehrin en tepesine çıkıp zıplamış,
insanlığa,
boş bulunup kaçırmış umudunu,
peşine düşüp bir boğazda bulmuş kendini,
çiçeklerden taçlar yapmış,
çizgili pantolonlar edinmiş,
muhtelif caddelere kokusunu bırakmış,
ağaçlar yeşertmiş sevgisi
ve mevsim değiştirtmiş kalbi,

toros

dalları incecik bir ağaç
mevsime direnen,
lambası patlamış bir sokak lambası
karanlığa direnen,
uzan zaman önce sönmüş bir dağ
soğuğa direnen,
dönemin en çekicisi, şimdinin eskisi Toros
yollara direnen,
yer yer çatlamış yol
yağmura direnen,
ve otobüs camında ben,
kendine direnen,

müddet

bazı yaprakların önce yere düşmez,
bir müddet misafir olurlar
muhtelif yerler de,