20 Kasım 2016 Pazar

ip

daha sıkı tutmak için,
boşlayıp bırakmak gerek ipi,
muhtemelen bir el acıması
bir kol uyuşması sonucu..
sonbaharda yere düşen yaprakların,
ilkbaharda tekrar ağaçta yerini alması gibi

yol

yolumu tekrar bulabileyim diye,
ardımdan yerlere
kitap koya koya yürüyorum,
nasıl olsa alıp okumazsınız!
benim yolumu düzeltecek,
bana yol gösterecek
bir kişi bile yok içinizde,
bu yüzden korkmuyorum,
yürümekten,

vahşi

bir nakliye dükkanı açacak
silaha,
bir anıyı besleyecek
güce
sahip değilim,
vahşi, yırtıcı hikayelerim var benim,
kopan parçalarım var
kanayan yerlerim var
hepsi dağdan inmiş bir çakal sürüsüne ziyafet,
parçalanmış hayallerimden
tekrar parçalanıyorum
yalın ayak, bir başıma
parçadan bütüne gidiyorum,
uzanıyorum kumsalın en kızgın yerine,
meyvelerim düşmüş yerlere,
hepsi çürük,
dağılmış pazar yeri huzurum,
tuzlu sular basıyorum yaralarıma,
sonra gidip bir su tabancayla,
bütün kapıları vuruyorum,
elimde bir simitle
hayata
bakış açımı doyuruyorum,
ve kendimi öldürmeye,
ayaklarımdan başlıyorum,
patiklerimle,

şimdi

şu yerdeki yapraklar gibi solsam,
ah keşke doğsam yeniden,
güneşle,
ya paramparça geçmişe
ya da büsbütün geleceğe
ama
asla şimdiye değil,